http://fashionbysiu.files.wordpress.com/2009/02/curious_case_of_benjamin_button_ver3.jpg

Oscar töreni başlamadan ortalığı kasıp kavuran iki filmden biriydi Benjamin Button’un Tuhaf hikayesi 12 dalda oscar’a aday gösterilmişti. Ödül gecesi gelince izlememe rağmen favorimlerinden biriydi çünkü en büyük rakibi Slumdog Millionaire’i izlemiştim ve asla En iyi film ödülünü hak etmiyordu bana göre.
Film adındanda anlaşılacağı gibi tuhaf bir hikayeyi anlatıyor. Bence şu ana kadar sinema tarihine gelmiş şahane filmlerden biridir. Oscarda büyük bir gazaba uğrasada eminim herkesin gönlünde en iyi film ödülünü almıştır. Sanatsal yönetim , makyaj , olağanüstü senaryo , harika oyunculuklar, öyküleyici anlatım , resim karesi kalitesindeki çekimler ve Benjamin Button’un Tuhaf hikayesi karşımızda, ölmeden önce izlenmesi gereken filmlerin arasına girmiştir.

Evet dün gece 01.30 sularında açtım Benjamin Button’un tuhaf hikayesini iyi bir film izlemeye hazırdım. İzlemeden önce internette veya izlediğim arkadaşlarının yorumları filmin süresinin fazla tutulduğu
ve izleyiciyi 2 saatten sonra sıktığı yöndeydi ancak dün 3 saat’e yakın bir filmi bu kadar akışına kadar izlediğimi hatılarmıyorum ( Yüzüklerin Efendisi serileri hariç ).

Yönetmen David Fincher bu tip öyküleyici filmleri seven ve çok iyi kare çekimler yapan bir yönetmen. Kendisine bu sanatsal şöleni hazırladığı için teşekkür ediyorum. Oscar törenlerinde 2-3 ödül alıp dönsede en iyi filmde 2008 filmleri olarak hiç bir film rakip olamaz bunu anladım. Evet filmi incelemeye geldiğimizde yazılacak o kadar çok şey varki hepsini özet geçmeyi düşünüyorum şu an bile inanın filmin o atmosferine kapılmışım ki o müthiş makyajların nasıl yapıldığı aklım ermiyor. Film modern zamana yakın zamanda başlıyor 2003 yılında bir hastanede yaşlı bir kadını görüyoruz. Ölümle cebelleşiyor yanında ise kızı onu sevdiğini söylemek için uğraşıyor ve kendisine fazla bakamadığı için özürdiliyor.
Film iyi ve sırlı bir giriş yapıyor ve izleyiciyi meraklandırıyor diyoruz ki bunların Benjamin ile ne alakası var. Yaşlı kadın kızına günlüğün yerini söyleyip onu getirmesini ve okumasını istediğinde Benjamin’in ağzından dinliyoruz hikayeyi ve müthiş bir sanat eseri başlamış oluyor. İlk baş gizemli bir saat’in nasıl yapıldığını dinliyoruz daha sonrasında Benjamin giriyor ancak Bay Cake yani saati yapan adamın ve karısını henüz tanımıyoruz ve hikaye ile bağlantı kurmaya çalışıyoruz. Bay Cake ve Karısı çocukları olmadığı için dua ediyorlar sonunda çocukları oluyor 1.Dünya savaşının olduğu sıralarda evlatları savaşa çağırılıyor ve elbette şehit olarak dönüyor bunun üzerine kahrolan aile oğullarını gömüyor. Bay Cake hayatını saate adıyor ve yapımını bitirdiğinde ise hayata veda ediyor kimisi denize açıldı diyor kimisi intihar etti.
Bu noktaya kadar meraklı bir şekilde dinliyoruz. Ve ana hikayeye dönüyoruz ” Adım Benjamin , Benjamin Button sıradışı koşullar altında doğdum ” diye başlıyoruz. Benjamin doğduğunda beğenilmiyor ve babası tarafından canavar diye terkediliyor. Afro-Amerikan kadının evinin önüne bırakıldığında kadın onu bulduğunda evladıgibi sahip çıkıyor bu sırada inanılmaz bir makyaj sanatını görmüş oluyoruz. Adı benjamin konulduğunda benjamin’in yaşam koşulları doktorlar tarafından hayretle karşılanıyor daha 16 aylıkken 80 yaşındaki bir ihtiyarın sahip olabileceği tüm hastalıklara sahip olduğu belirtiliyor. Doktorlar öleceğini belirtsede benjamin gün geçtikçe dahada gençleşiyor.

http://static.guim.co.uk/sys-images/Film/Pix/pictures/2009/2/5/1233848590893/Still-from-The-Curious-Ca-001.jpg

http://1.bp.blogspot.com/_6EfFr4BLORQ/SSGw8etQMjI/AAAAAAAAEAI/USzuGwEVJoo/s400/benjamin-button-photos.jpg

5 yaşında 80 gibi gösteren benjamin bu sırada hayatının kadını ile karşılaşıyor tabi kadın o sırada 6 yaşlarında benjaminle yaşıt olmasına rağmen benjamin babanesinin arkadaşı olarak kız ile tanışıyor. Gariplikler kervanı bundan sonra başlıyor ki izleyiciyi koltuğuna kilitliyor ( Kimler sıkıcı demişse utansın ) Benjamin 20 li yaşlarına gelince 60 yaşlarında gibi göstersede o yaşlardaki ihtiyara göre oldukça çevik hissediyor kendini Chelsea adında tekneye tayfa oluyor yavaş yavaş hayata atılıyor öyküleyici anlatım ve müthiş kare kalitesi ile izlemek ayrı bir güzellik oluyor bizim için.

http://paveldanton9.googlepages.com/TheCuriousCaseofBenjaminButton20082.jpg

http://img383.imageshack.us/img383/2670/button2sj6.jpg

Biliyoruz ki Benjamin’i olgun ve gençlik yaşlarında Brad Pitt canlandırıyor ancak ilk doğduğunda ve 5 li yaşlarında Benjamini oynayan ihtiyar ufaklıklar bunu biliyoruz çeşitli yaşlarında farklı çocuklar oynatıyor ama gözlerimizi alamıyoruz . Evet Brad Pitt’i andırıyor. Dijital makyajlar ve olağansütü makyaj grubunun bir harikası olarak izliyoruz. Günler geçiyor Benjamin aşık oluyor arkadaş ediniyor babasını öğreniyor derken çocukluk arkadaşı ile tekrar buluşuyor ( ihtiyarlık desek daha iyi olur ) birbirlerini sevselerde ikiside var oldukları pozisyonu bildiklerinden dolayı rahatsız yaşıyorlar benjamin hayatı terse gittiği için herşeyden uzak kalmaya çalışıyor. Benjamin normak olarak 50 li yaşlara gelince 24 lük delikanlı günümüz Brad Pitt’i olarak karşımıza çıkıyor. Sevgilisi ile ayna karşısında bu anı unutmamak için yanyana duruyorlar çünkü ikiside bir daha bu anın gelmeyeceğini biliyor. Benjamin bir gün çocuk olacak Daisy ise bir gün yaşlanacak ikisinin hayatları zıt yöne doğru giderken olan oluyor ve bir çocukları oluyor ve bunu tabiki o kızın ağzından öyküleyici anlatım olarak dinlerken kızda babasını Benjamin olduğunu öğreniyor.

http://3.bp.blogspot.com/_bdj3p1F_lfs/SZmIvThG4NI/AAAAAAAADIk/fhjib4S0jP0/s400/Benjamin-Button.jpg

Film bu sırada 2 saati geçerken sıkıcı diyen arkadaşlar acaba gerçekten Benjamin Button’umu izlediler merak ediyorum. Ben 2 saat olduğunun farkına varamadım bile. Film sonlarına doğru yaklaşırken Benjamin sevdiği tüm insanların ölümüne de şahit oluyor 2.dünya savaşında kaptanı , sözde annesi , babası ve birçok kişi. Benjamin gittikçe gençleşiyor kızı ile bir süre vakit geçirsede Daisy bir gün gittikçe kırışıyorum beni böyle sevecekmisin diye sorarken benjaminde sen benim akneli halimi yada altımı bağlamayı sevecekmisin , ikimizde büyütemezsin diyor bu ikilinin oyunculuklarını izlemek ayrı bir zevk. Brad Pitt yani bir aktör bir filme bu kadar katkı yapabilir, bence sinema tarihinin en dahi oyuncalarından biridir müthiş bir performans gerçekten Brad Pitt’in olduğu hiç bir kötü film hatırlamıyorum yok zaten. Daisy iyimser davransada benjamin kızımın oyun arkadaşına ihtiyacı yok babaya ihtiyacı var diyerekten terkediyor.

http://www.sinemasinemadir.com/imgport/makale/QNy2bIcjVkOd3v2PHGfBenjamin-Button.jpg

http://files.list.co.uk/images/2009/02/05/benjamin-button-2.jpg

Daisy artık 60 larına gelirken evleniyor bu sırada benjamin tekrar geliyor 16 lık delikanlı haline gelen Benjamin son kez Daisy’e elveda demek için geliyor ve kızınıda görüyor.yıllar geçiyor Daisy 65 li yaşlara geldiğinde çocuk esirgeme kurumundan mektup alıyor Benjamin’i orada buluyor benjamini 12 yaşında piyano çalarken görüyoruz , bu kadar enstantane bir olayı izleyip de sıkılmak mümkünmü elbette hayır Daisy benjamin’i evlatlık alıyor. Gezdiriyor emziriyor hayretler içerisinde izliyoruz. Film sonuna geldiğinde benjaminin gerçek bebek halini görüyoruz bir zamanlar çıktığı kızın kucağında 5 aylık bir torun gibi duruyor. Ve daisy son sözlerini şöyle tamamlıyor ; ” O an bana baktığında beni tanıdığını anladım , daha sonra uyuyacamış gibi gözlerini yumdu. Evet insan derinden etkileniyor.

Hikayenin başındaki o terse giden saatin antikacı dükkanında su basarken gördüğümüzde bizde sinematik bir roman’ın sonunu izlemiş oluyoruz.

top