Türkiye Tiyatrolar Birliği adına İzmir Yenikapı Tiyatrosu, Çeşme Turizm Ve Otelcilik Yüksekokulu Düşünce Ve Araştırma Kulübü ve Azizm Sanat Örgütü tarafından 22-23-24 Şubat 2011’de bu yıl ilki düzenlenecek olan ÇEŞME FİLM FESTİVALİ programında yer alan kısa film seçkisi için başvurular başlamıştır. Yönetmen Çağan Irmak ve oyuncu Turgay Tanülkü gibi değerli sanatçıların da katılacağı festivalin kısa film gösteriminin katılım koşulları şöyledir:

  1. Başvuru, eserin festival programında yer alması ve gösterimine yöneliktir.
  2. Gösterime 35 mm. ve 16 mm.lik film ya da video ile çekilmiş veya tamamı bilgisayar ortamında gerçekleştirilmiş tüm yapımlar katılabilir.
  3. Başvuran tüm kısa filmler için süre sınırlaması 20 dakika olup tür ve yapım yılı sınırlaması yoktur.
  4. Gösterime katılacak filmler “PAL” sistemi ile kaydedilmiş olmalıdır.
  5. Gösterime gönderilen yapıtların, yönetmen adı belirtilerek ticari amaç gözetmeksizin Çeşme Film Festivali’nde yer alması, eser sahibi ve yönetmen tarafından kabul edilmiş sayılır.
  6. Festival komitesinin yargısı kesindir.
  7. Festival komitesi tarafından gösterime değer bulunan filmler, festival kapsamında oluşturulacak programda izleyici ile buluşacaktır.
  8. Orijinal formatı ne olursa olsun, Festival komitesine, filmin 2 adet DVD kopyası gönderilir.
  9. Festivale katılmak için son başvuru tarihi 4 Şubat 2011’dir. Katılımcıların en geç 4 Şubat’a kadar filmin 2 adet DVD kopyasını, kısa özetini, künyesini, filmle ilgili bir fotoğrafı ve yönetmenin fotoğraflı kısa özgeçmişi ile iletişim bilgilerini İzmir Yenikapı Tiyatrosu’na göndermeleri gerekmektedir.
  10. Filmin orijinal dili Türkçe değil ise filmin Türkçe altyazılı gönderilmesi gerekmektedir.

Festival Komitesi (alfabetik sırayla):

Bora ŞAHİNKARA – Oyuncu

Gözde GÜLDİKEN – Oyuncu

Medine ÇAM – Oyuncu

Onur KEŞAPLI – Yönetmen, Yazar

Orçun MASATÇI- Yönetmen, Senarist, Oyuncu

Öner ERGÜVEN – Oyuncu

Selin SÜAR – Yönetmen, Senarist, Yazar

Başvuru Adresi: İzmir Yenikapı Tiyatrosu Cumhuriyet Bulvarı. 2.Kordon. No:238/2. Alsancak-İZMİR

Telefon: 0-232-464 19 33

Bilgi için:

yenikapi@gmail.com

The Black Mamba



Biz Robert Rodriguez'den Sin City 2'yi çekmesini bekleyeduralım, Nike - Kobe işbirliği için güzel bir reklam filmi çekme çabasının içindeymiş bu güzel adam.. Başrolde dünyanın en iyi basketbolcusu etiketiyle trailer'da sunulan Kobe Bryant, Bruce Willis ve Robert Rodriguez'in favori oyuncularından kült isim Danny Trejo var.. Nike belli ki büyük oynuyor, blogda da iki post üst üste yerini buluyor.. Şu adamlardan kötü bir şey çıkması mümkün değil ama Robert abi Allah'ını seviyosan Sin City 2'ye de at artık şu elini..





Panasonic’in yeni kamerası AF 100 için henüz çıkmadan “HDSLR killer” yakıştırmaları başladı.

Gerçekten de kamera iyi görünüyor. 35 mm sinema filmi formatına çok yakın büyüklükteki algılayıcısı sayesinde cine merceklerle çok iyi uyum sağlayacağı kesin. Çıkan ve çıkacak bir çok adaptörle eski merceklerin çoğunu kullanmak da mümkün olacak.

AF 100′ün LCD’si 1920*480 gibi çok iyi bir çözünürlükte.

Bunun yanı sıra üzerinde tabi ki profesyonel ses girişleri var ve HD SDI çıkış veriyor. Böylece Nano Flash veya HDCAM SR gibi bir sistemle çok daha iyi bir kayıt kalitesine kavuşmak çok zor değil. Yeni VFR özelliği ile 12 fps ile 60 fps arasında kayıt yapabiliyor.

Yani kamera gerçekten çok iyi. Bence tek kusuru AVCHD gibi interframe bir sıkıştırma kullanması ama o da aşılmayacak bir sorun değil.

Tabi esas soruya dönersek AF100 tabi ki bir “HDSLR bitirici” değil. Fiyatı konusunda değişik duyumlar olsa da sonuç olarak 6000 Euro gibi bir rakam olacağını öngörürsek 1000 dolara alabileceğiniz EOS 60D’ye rakip olması söz konusu değil. Ancak profesyonel bir kamera arayanlar için tabi ki harika bir seçenek.

HDLSR’ların başka bir kategori olduğu ne yazık ki hala anlaşılamadı.

Ayrıntı şurada.

Grand Theft Auto 4 Film Oldu

Grand Theft Auto 4 Film Oldu


Fransız Mathieu Weschler'in, Grand Theft Auto sevgisi, kelimelerle anlatılacak düzeyde değil. Bu sevgiyi ispatlamak için, Mathieu Weschler, yüzde yüz GTA 4 üstüne kurulmuş bir film yaptı.

Lakin bu filmde gerçek oyuncular oynamıyor; yapıt, GTA 4'ün içinde geçiyor, oradaki animasyonlardan da yararlanılıyor ve işten arta kalan vakitlerde, suçlularla savaşan bir çöpçünün hikayesini konu alıyor.

Projeye iki yılını ayıran Fransız, tam 1 saat 28 dakika süren bir eser yaratmayı başarmış. Üstelik geliştirici RockStar Games, bu yapıttan övgüyle bahsediyor ve kendi sitesinde de yayına sunuyor. Her şeyi beğenmeleri ile tanınmayan eleştirmenler de, Trashmaster adlı filmin, sürükleyici ve keyifli olduğunu vurguluyor. Animasyon kıvamındaki şöleni izlemek için bağlantıya tıklayabilirsiniz.



On July 24, 2010, thousands of people around the world uploaded videos of their lives to YouTube to take part in Life in a Day, a historic cinematic experiment to create a documentary film about a single day on earth.

Since then, Oscar-winning director Kevin Macdonald and a team of editors have whittled down over 80,000 clips (and more than 4500 hours of footage) into a 90-minute film that gives an honest and inspiring glimpse of our world.

“Life in a Day” will be officially released later this year, but you have a very special opportunity to see the world premiere live from the 2011 Sundance Film Festival on Thursday, January 27. The premiere will be followed by a live Q&A with Kevin Macdonald and key contributors to the film.

http://www.youtube.com/lifeinaday



Başarı ??


BAŞARI:
4 yaşında başarı ....donuna işememektir.
12 yaşında başarı..........arkadaş bulabilmektir.
16 y...aşında başarı.................araba surebilmektir.
20 yaşında başarı........................seks yapabilmektir.
35 yaşında başarı .......................para kazanabilmektir.
50 yaşında başarı .......................çok para kazanabilmektir.
60 yaşında başarı ........................seks yapabilmektir.
70 yaşında başarı ................araba surebilmektir.
75 yaşında başarı .........arkadaş bulabilmektir.
80 yaşında başarı ....donuna işememektir.

Buna ÇAN EĞRİSİ denir!..

Prof. Albert Follanberg

Önce Serablog, daha sonra Kediler ve Kitaplar'da gördüğüm, aslen tumblr'dan çıkan bu fikir, sinemayla ilgili bir dizi sorulara kendi zevklerinizi belirten cevaplar vermeyi içeriyor. Çavlan'ın fomatını beğendim onun da izniyle aynen o formatta cevaplıyorum. Siz de kendi blogunuzda veya yorumlarda ufak bir liste yapabilirsiniz.


Geçen yıl gördüğünüz en iyi film:
Burada geçen yıldan 2009 yapımı filmleri anlamamız gerekiyor. 2009 yapımı filmler içinde Dr.Parnassus ve Avatar aklıma gelen en iyi filmlerden ( Aklınıza geliyorsa demek ki o film size göre iyidir )

En hafife alınmış film:
2012 ( Çok fazla abartı ve görsel efekt kullanımından eleştirilen film ) bunun yanı sıra Dr.Parnassus ve Kehanet filmide bence hak ettiği değeri bulamadı. 12 Maymun, Dünyalı , Avatar da listeye girebilir.

En şişirilmiş film:
Fight Club diyesim geliyor ama diyemiyorum, demek istememin sebebinin filmle alakası yok özellikle filme ve Tyler Durden olayına takılan insanlar sıkıntı vermeye başladı.

Sizi gerçekten mutlu eden film:
Burada biraz karmaşıklık var bir filmin sizi mutlu etmesi için ne içermesi gerekir. Komedi ve espri unsurlarımı yoksa sizi güldürecek ve hayatınızda olmuş ve olacak olan olayları gösterek güldürmesimi. Böyle bir film zor bulunur, ama uzun düşüncelerim sonucunda What's eating Gilbert Grape geldi aklıma, komedi filmide değil aslında bir dram ama beni mutlu ediyor. Eminim ki kaçırdığım çok film var.

Sizi kötü yapan, hüzünlendiren film:
Moon ve Titanic ile başlar, Big Fish gelir, The divingbell and the butterfly ve Click noktayı koyar.

En sevdiğiniz aşk hikayesini barındıran film:
Titanic, ve Arizona Dream.

TV için yapılmış en iyi film:
The Man From Earth.

En çarpıcı, en afallatıcı sona sahip film:
The Usual Suspects burada en önde görünüyor, sonra The Sixth Sense, The Game ve The Others geliyor. The Mist'ide listeye katabiliriz.

Defalarca izlediğiniz film:
Titanic, Inception, The Man From Earth , Lord Of The Rings, Moon bir çok defa izlemişimdir.

En iyi Soundtrack'e sahip film:
12 Maymun, The Man From Earth, Moon, Fight Club, Lord Of The Rings kısacası Hans Zimmer , James Horner, Clint Mansell, Enrico Morricone varsa Soundtrack harikadır.

Klasiklerden en sevdiğiniz film:
12 Angry Men son zamanlarda izlediğim en iyi klasik filmlerden.

80'lerden en sevdiğiniz film:
Le Proffesional.

90'lardan en sevdiğiniz film:
Fight Club, Arizona Dream, Titanic, The Game uzar gider.

Nefret ettiğiniz film:
Cannibal Holocaust bir film bile sayılmaz.

Gizli gizli sevdiğiniz film:
Dr. Parnassus ve 12 Maymun

Kimsenin sevmenizi beklememesi gereken film:
Rampage hariç Uwe Boll filmleri

Kendinizi en yakın hissettiğiniz, kendinizle bağdaşlaştırdığınız film karakteri:
Hemen her şeyi mantık açısından baktığımızda psikolojij ve ruhsal durumları göz önümüze aldığımızda What's Eating Gilber Grape ve Arizona Dream'da Johnny Depp karakterlerini kendimde görebiliyorum

Sizi en çok hayal kırıklığına uğratmış film:
Paranormal Activity olabilir, o kadar methedildi ki büyük beklentiyle izledim ve hiç beğenmedim. Bişey yoktu ki lan el kamerasıyla evi çekmişler.

En sevdiğiniz roman uyarlaması:
Fight Club
önde gider sanıyorum.

En sevdiğiniz çizgiroman uyarlaması:
V for Vendetta ve Sin City

En sevdiğiniz aksiyon filmi:
En sevdiğim kesinlikle The Heat, Görevimiz Tehlike serisi' da sonra geliyor.

En sevdiğiniz müzikal:
Çok izlediğim söylenemez ama Grease en güzeli sanırım.

En sevdiğiniz bilim kurgu:
Burada açık ara Jurassic Park serisi gelir, ayrıca Inception, Contact, Dark City, Equilibrium, 2001: A Space Odyssey.

En sevdiğiniz animasyon:
Up

En sevdiğiniz korku filmi:
Rec.

En sevdiğiniz yabancı film: (burada kast edilen dili İngilizce olmayan film)
Burada çok film var sayabileceğim son dönemlerde El Secreto De Sus Ojos,Celda 211, Das Weisse Band öncekilerden Der Untergang, Das Leben Der Anderen, Das Experiment, El Laberinto Del Fauno, Goodbye Lenin, Zatoichi ve tabii Amélie listeye girebilir.

Sizi en çok güldüren film:
Son dönemlerde The Hangover, klasiklerden The Big Lebowski, Vampire Sucks ve Death At A Funeral.

Herkesin nefret ettiği ama sizin sevdiğiniz film:
New York'ta 5 minare.

Görsel açıdan en etkileyici bulduğunuz film:
2012,Knowing, Hero, Sin City, Avatar, Little Children, Inception

Favori oyuncunuzun en sevdiğiniz filmi:
Hemen hemen tüm filmlerini izlediğim düşünülürse Johnny Depp Çavlan gibi benim de favori oyuncum olabilir. Onun en sevdiğim filmi Secret Window ve What's Eating Gilber Grape'den birisi ama hangisi bilemedim. İkinci bir isim seçme şansım olsa Sam Rockwell ve The Moon gelirdi.

Favori yönetmenizin en sevdiğiniz filmi:
Son dönemlerde en beğendiğim yönetmen her filmi ayrı bir güzel olan ve olay yaratan Christopher Nolan, film olarak da Inception.


En son izleyip etkilendiğiniz film:
Inception.

Merakla beklediğiniz film:
Matrix serisinin devamı olabilir. Ayrıca Kane & Lynch bilgisayar oyunun filmini bekliyorum.



Tom Hooper'ın yönettiği ve Colin Firth ve Helena Bonham Carter'ın başrolünde oynadığı 'The King's Speech', 12 dalda adaylıkla 83. Oscar Ödülleri'nin en güçlü adayı olurken diğer favori gösterilen yapımlar 'The Social Network/ Sosyal Ağ', 'Black Swan' ve 'The Kids are All Right' en fazla adaylık kazanan filmler arasında yer aldı.

İşte tüm kategoriler ve adaylar:

En İyi Film:

The Social Network

Black Swan

The King's Speech

The Fighter

Inception

The Kids are All Right

127 Hours

Toy Story 3

True Grit

Winter's Bone

En İyi Yönetmen:

Darren Aronofsky, Black Swan

David O. Russell, The Fighter

Tom Hooper, The King's Speech

David Fincher, The Social Network

Coen Brothers, True Grit

En İyi Erkek Oyuncu:

Javier Bardem "Biutiful"

Jeff Bridges "True Grit"

Colin Firth "The King's Speech''

Jesse Eisenberg "The Social Network"

James Franco "127 Hours"

En İyi Kadın Oyuncu:

Annette Bening "The Kids Are All Right"

Nicole Kidman "Rabbit Hole"

Jennifer Lawrence "Winter's Bone"

Natalie Portman "Black Swan"

Michelle Williams "Blue Valentine"

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu

Christian Bale "The Fighter"

John Hawkes "Winter's Bone"

Jeremy Renner "The Town"

Mark Ruffalo "The Kids Are All Right"

Geoffrey Rush "The King's Speech"

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:

Amy Adams "The Fighter"

Helena Bonham Carter "The King's Speech"

Melissa Leo "The Fighter"

Hailee Steinfeld "True Grit"

Jacki Weaver "Animal Kingdom"

En İyi Animasyon:

How to Train Your Dragon - Chris Sanders and Dean DeBlois -

The Illusionist - Sylvain Chomet

Toy Story 3 - Lee Unkrich

En İyi Görüntü Yönetimi:

Black Swan - Matthew Libatique

Inception - Wally Pfister

The King's Speech - Danny Cohen

The Social Network - Jeff Cronenweth

True Grit - Roger Deakins

En İyi Orijinal Senaryo:

Another Year: Mike Leigh

The Fighter: Scott Silver, Paul Tamasy, Eric Johnson

Inception: Christopher Nolan

The Kids Are All Right: Lisa Cholodenko, Stuart Blumberg

The King's Speech: David Seidler

En İyi Uyarlama Senaryo:

127 Hours, Danny Boyle, Simon Beaufoy

Toy Story 3, Michael Arndt, John Lasseter, Andrew Stanton, Lee Unkrich

True Grit, Joel Coen, Ethan Coen

Winter's Bone, Debra Granik, Anne Rosellini

The Social Network, Aaron Sorkin

En İyi Yabancı Film:

Biutiful (Meksika)

Dogtooth (Yunanistan)

In a Better World (Danimarka)

Incendies (Kanada)

Outside the Law (Cezayir)

En İyi Belgesel (Uzun):

Exit through the Gift Shop

Gasland

Inside Job

Restrepo

Waste Land

En İyi Belgesel (Kısa):

Killing in the Name

Poster Girl

Strangers No More

Sun Come Up

The Warriors of Qiugang

En İyi Sanat Yönetimi:

Alice in Wonderland, Robert Stromberg, Karen O'Hara

Harry Potter and the Deathly Hallows Part 1, Stuart Craig, Stephenie McMillan

Inception, Guy Hendrix Dyas, Larry Dias ve Doug Mowat

The King's Speech, Eve Stewart, Judy Farr

True Grit, Jess Gonchor, Nancy Haigh

En İyi Kostüm:

Alice in Wonderland, Colleen Atwood

I Am Love, Antonella Cannarozzi

The King's Speech, Jenny Beavan

The Tempest, Sandy Powell

True Grit, Mary Zophres

En İyi Kurgu

Black Swan Andrew Weisblum

The Fighter Pamela Martin

The King's Speech Tariq Anwar

127 Hours Jon Harris

The Social Network Angus Wall ve Kirk Baxter

En İyi Müzik:

How to Train Your Dragon, John Powell

Inception, Hans Zimmer

The King's Speech, Alexandre Desplat

127 Hours, A.R. Rahman

The Social Network, Trent Reznor ve Atticus Ross

En İyi Görsel Efekt:

Alice in Wonderland, Ken Ralston, David Schaub, Carey Villegas ve Sean Phillips

Harry Potter and the Deathly Hallows Part 1 Tim Burke, John Richardson, Christian Manz ve Nicolas Aithadi

Hereafter, Michael Owens, Bryan Grill, Stephan Trojanski ve Joe Farrell

Inception, Paul Franklin, Chris Corbould, Andrew Lockley ve Peter Bebb

Iron Man 2, Janek Sirrs, Ben Snow, Ged Wright ve Daniel Sudick

En İyi Ses:

Inception, Richard King

Toy Story 3, Tom Myers ve Michael Silvers

Tron: Legacy, Gwendolyn Yates Whittle ve Addison Teague

True Grit, Skip Lievsay ve Craig Berkey

Unstoppable, Mark P. Stoeckinger

En İyi Ses Miksaj:

Inception, Lora Hirschberg, Gary A. Rizzo ve Ed Novick

The King's Speech, Paul Hamblin, Martin Jensen ve John Midgley

Salt, Jeffrey J. Haboush, Greg P. Russell, Scott Millan ve William Sarokin

The Social Network, Ren Klyce, David Parker, Michael Semanick ve Mark Weingarten

True Grit, Skip Lievsay, Craig Berkey, Greg Orloff ve Peter F. Kurland

27 Şubat'ta düzenlenecek olan 83. Oscar törenini genç yıldızlar James Franco ve Anne Hathaway sunacak.

Efsane devam ediyor !

Hollywood'un yıldız oyuncusu Keanu Reeves, Londra'da bir okulda katıldığı söyleşide Matrix hayranlarını sevindirecek bir haber verdi. Devam filmi niteliği taşıyan Matrix 4 ve 5’i de serinin diğer filmleri gibi Wachowski Kardeşler tarafinden senaryolarının tamamlandığını belirtti. Reeves ayrıca böyle bir proje gerçekleşirse yeni 'Matrix'in 3D teknolojisiyle çekileceğini açıkladı.

Reeves ayrıca Neo olarak geri dönmekten heyecan duyduğunu söyledi ve yeni filmdeki sahnelerin ilk Matrix’te olduğu gibi aksiyon tarzında devrim yaratacağının sözünü verdi.

127-Hours-Movie.jpg

Daha önce Slumdog Millionaire ile ödül manyağı olan Danny Boyle'nin son filmi şimdiden yılın en iyi filmleri arasında gösteriliyor ve Oscar'dada iddialı gözüküyor.

Danny Boyle pek fazla senaryo yazmakla uğraşmayı sevmeyen bir yönetmen olaraktan cinliğini konuşturarak yaşanmış veya hoşuna giden hikayeleri hemen sinemaya aktarıveriyor.
127 hours, yaşanmış inanılması zor bir o kadar trajik, bir dağcının hikayesi.

Aron macerayı ve yalnızlığı seven bir adamdır. Nereye gittiğini kimseye söylemeden hareket eder. Annesinin telefonlarına çıkmaz, kendisinin merak edilmesine pek aldırmaz. Bir hafta sonu yine kimselere haber vermeden Utah’taki bir kanyona gitmek üzere yola çıkar. Yolda Magen ve Kristi adlı iki kızla tanışır, onlara gidecekleri yere kadar gönüllü rehberlik eder. Sonra yoluna yine yalnız devam eder. Kanyonun içinden geçerken kolu bir kayanın hareket etmesiyle kanyon ve kaya arasında sıkışır. Bu şekilde tam beş gün geçirir. Bu süre boyunca da kolunu kurtarmak ve hayatta kalmak için elinden gelen her şeyi yapar.

Aron Ralston bu olayları birebir yaşayan şahsın kendisi, bu yaşadığı ilginç deneyimi kitaba bile dökmüş, belgeselde bizzat kendisi yer almış çoğu televizyon programına katılıp kendisi anlatmış. Evet belki Aron kanyon'a çıkmadan önce sıradan bir dağcıydı ama bu yaşadığı sıradışı olay onu şimdiki Aron Ralston yaptı, Bu malum olayın belgeselini veya Aron Ralston'un demeçlerini dinlediyseniz gözlerinize ve kulaklarınıza inanmamışsınızdır ancak gerçek bu, 700 kilo civarı bir kaya parçasının elinizin üstüne oturması ve sıkıştırmasının ne kadar acı verici olduğunu bir kenara bırakın oradan nasıl kurtulacak, kurtulduktan sonra medeniyetten kilometrelerce uzak Utah kanyonlarından nasıl dönecek. Ancak Aron Ralston gördüğü bazı halisülasyonların yardımı ile de elini feda ederek kurtulmayı başarmış ve yaşadıklarını bir bir kitaba dökmüş.

Aron Ralston 2003 yılında Utah'da bir kanyonda tek başına kayaya tırmanırken dengesini kaybetti, yuvarlandı ve yüzlerce kiloluk bir kaya sağ kolunun üzerine düştü. Bu ıssız kanyonda bağırsa da fayda etmeyeceğini biliyordu. Sıkıştığı ve kollarını kullanmadığı için telefonla yardımda çağıramıyordu. Günlerce hareketsiz kaldı ve yaşama o kadar bağlıydı ki oradan kurtulmak için kolunu bile feda edebilirdi. Kendi ağzından anlattıklarına göre önce bileğindeki kemikleri kırdı. Kurtulamayınca sol koltukaltına yerleştetirdiği kör bıçakla omuz hareketleri sayesinde kolunu kesmeye başladı. Ve kolunu tamamen kesip oradan kurtulması 3 gün sürdü.


Bu ilginç hikayeyi stilini tam olarak bilemediğimiz ama ilginç hikayeleri sinemaya iyi uyarlayan yönetmenimiz Danny Boyle sinemaya uyarlamaya karar veriyor, Aron Larston'a giderek kendisinin ricası üzerine Aron'un daha önce sadece bir kısmını basına verdiği kanyondayken çektiği kamera görüntülerini izliyor. Aron'u kim canlandırmalı acaba diye düşünen Danny, film için James Franco ile anlaşıyor, James'in gösterdiğin performans Oscar ve Altın Kürede en iyi erkek oyuncu dalında onu aday yapıyor.



Aron Ralston&James Franco& Danny Boyle

Senaryo yazmak kadar bir kitabı da senaryoya uyarlamak zordur özellikle yaşanmış bir hikaye ise Aron'un o kanyondaki ruh halini yansıtmak Danny Boyle'un ve Franco'nun en zorlu işi olmuştur. Danny filme Aron'un arabada mutlu bir şekilde giderken ekranı üçe bölerek aynı şekilde Utah şehrinden kalabalık ve şık görüntülerde veriyor, verdiği mesajı hepimiz anlıyoruz bir tarafta kendi halinda takılan Aron mutlu görünüyor ama belki mutsuz bir tarafta şehrin kalabalığı, Aron kaçıyor, kimseye haber vermeden Utah'ın kanyonlarına. Aron'un psikolojik ruh halini bir bir yerine getiriyor Danny Boyle, kanyonda yaptıklarından pişman olması, halisülasyonlar görmesi, Ailesini sevdiğini yanındayken değilde orada sıkışıp çaresiz kaldıktan sonra anlaması, yani düşünün bir film çekeceksiniz ve kanyonda sıkışan dağcı hakkında. Her filmin giriş gelişme sonuç kısmı olduğu gerçeği var. Ancak siz ne yapabilirsinizde 80 dakikadan fazlası kanyonda geçmek zorunda olan bir filmi izlenebilir hale getirebilirsiniz. Cevabı 127 Hours'da veriyor zaten Danny Boyle.


Düşük bütçe ve bağımsız sinemacıların heykelini dikebileceği kadar çok sevdiği yönetmen R.Rodriguez'in son filmi, film hakkında çok fazla şey söylemeye gerek yok bu kez
kadrosunu sağlam tutan Rodrugiez Desperado'dan aşina olduğumuz ustura adam ( Danny Trejo )ın hikayesini anlatan son derece dehşet verici bir o kadar sıradışı bir film ee iş
Q.Tarantino ve Rodriguez'e gelirse sıradışı efektler olmazsa olmaz ( Bknz : Bağırsakla pencerede sarkma sahnesi ) Linsday Lohan, Danny Trejo , Robert De Niro , Steven Seagal'ın
yer aldığı film belki Oscar'a falan aday olamaz ama ( Rodriguez'in derdide o değil zaten ) aksiyon,erotizm,şehvet'i nescafe 3'ü 1 arada gibi bizlere sunuyor.

http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRKRkeOoxFdCFoJ3lg9zS5NbYV0mLNMD8x9eNz5zhoJiWf8aZ4gjw&t=1





http://wallpapers.oneindia.in/d/218152-3/kurbaan.jpg


Bolywood sinemasına son zamanlarda olan ilgimi daha da arttıran bir film oldu Kurbaan. İlgimi arttıran diyorum aslında doğrusunu söylemek gerekirse bu filmi izlemeden önce Bolywood
sineması hakkında pek bir bilgim yoktu, nitekim bu film ile tanışmamı sağlayan şu Facebook'ta paylaşım rekorları kıran meşhur video oldu. Video'da Hint'li bir gencin Amerikan üniversitesinde
Amerikalı bir kıza teröristin kimler olduğu hakkında verdiği dersti. Video'yu izledikten sonra herkes şu fikre düşmüş olabilir ; Evet müslümanlar Avrupa'da ve Amerika'da sürekli terörist damgası yiyorlar ve bundan rahatsızlar aslında Kurbaan filminin konusu bundan ibaret değil video filmi bu şekilde bekleyenleri ters köşeye yatırıyor.

Son zamanlarda orta doğu ülkelerine musallat olan Amerika Birleşik devletleri ordusunun katliam gerçekleştirdiği ülkelerde canları yanan bir grup müslümanın örgütlenmesini, bunun yanı sıra örgüte üye olan Bay Khan'ın kendi akıllarınca intikam ateşi içinde tutuşan müslüman kardeşleriyle yaptıkları eylemler ile Khan'ın aşk hikayesi ile doğru orantılı gidiyor. Son derece sürükleyici, çoğu kısmı ABD'de çekilen filmin uzun süresine rağmen sıkılmadan izleyeceğinize eminim. Filmin verdiği mesaj ise çok basit Amerika'ya bir çok gönderme var, Amerika'ya olduğu kadarıyla Müslümanların intikam için akraba ve kardeş demeden birbirlerinden vazgeçebileceklerini, Masum insanlar öldürüldü diye kin kusulan Amerika'ya yaptıkları eylemlerle onlardan farkının kalmamasını gösteriyor.
http://hwcdn.themoviedb.org/posters/03f/4cc783a57b9aa16b9f00003f/winter-s-bone-original.jpg

Winter's Bone ; Bizim Nuri Bilge Ceylan filmleri gibi varoşlarda geçen düz ve dramatik hikayeye sahip, yeri geliyor sıkıyor ancak Jeniffer Lawrence olduğu için köşeye atılamaz. 2010'nun en iyi filmlerinden mi ? Şu ana kadar izlediğim filmlerin arasında en düz senaryoya sahip olanı ancak film doğallığından dolayı kendini diğerlerinden ayırıyor. Film sadece görsel efektlerle zengileştirilmez demek istiyor belkide...

Jennifer Lawrence ; Geleceğin Charlize Theron'u olabilir, bu filmi izledikten sonra geçmiş yıllarda oynadığı bir kaç filmini daha izlemeye karar verdim, tıpkı filmde senaryo gereği olduğu gibi o yaşta filmdede büyük bir sorumluluk alarak hakkını verebilmiş yaşına rağmen.

Bal'ın Oscar yolculuğu sona erdi!


Oscar'da Yabancı Dilde En İyi Film dalında aday olacak filmler için 9 filmlik ilk liste açıklandı. 25 Ocak günü, bütün adaylarla birlikte 5 filmlik asıl liste, bir başka deyişle final gecesi heyecan yaşayacak olanların listesi de açıklanacak. Ne yazık ki, Semih Kaplanoğlu imzalı “Bal” ilk listeye giremedi. (Bu güne kadar bu listeye sadece Nuri Bilge Ceylan imzalı “Üç Maymun” ile girmiştik.) Yabancı basından takip edebildiğim kadarıyla ilk 5’e girebilecek filmlere öncelik verdiğim, 9 filmlik liste şöyle:

1. Kanada - Incendies (Denis Villeneuve )
2. Cezayir - Hors La Loi (Rachid Bouchareb )
3. Danimarka - In A Better World (Susanne Bier )
4. Meksika - Biutiful (Alejandro Gonzalez Inarritu )
5. Yunanistan - Dogtooht ( Yorgos Lanthimos )
6. Güney Afrika - Life Above All (Oliver Schmitz )
7. İspanya - Tambien la Lluvia (Iciar Bollain )
8. İsveç - Simple Simon (Andreas Ohman )
9. Japonya - Confessions (Tetsuya Nakashima )

Yekta Kopan
http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs1375.snc4/164705_498383452887_665742887_5991756_6352022_n.jpg

Our Story

"Humans absolutely feel the loneniless, but no matter how they stand against it, their soul are not happy because of that. Have you ever been in Alone City ? Some has been there one time, Some move in there, Some give a struggle to come back."

The short film is about a guy who suffers too much because of the incidents of his recent past. He sometimes thinks he is the only one in the city. He seperated from his girlfriend and he hasn't understood the reason so far, he keeps seeing unreal or real flashbacks about his past, he tries to figure it out what he did in the past, how he get this confusing situtation, he wants help from his best friends but the real thing is this situation turns a threat for his friends. But he knows he is not crazy according to him, he knows his soul is not happy because of what happened in past.


I would like to first thank you for taking the time to read this page.

As the owner of Pirana Film which independently working in Turkey, I am really honored and glad for trying to make quality and remarkable low budget short films. Directing, Writing, Shoting , these things is very hard and it needs patience for filmmakers if the filmmakers really want to make remarkable films. So in the end, when your film is ready to be released, you would be excited because it's ready for its audience, when your film reaches standart audience number you would be very happy, if it is not , this is highly dissapointment, so all i want is, as a result of this endeavor , we anticipate deserving supports for our short film. With your support, we can continue our way to make better films.


We are Looking for friends who can share our film every possible film site, advertise our projects to the every point of world. This is what we need, thanks for everything.




2011 Altın Küre (Golden Globe) ödülleri


2010 Altın Küre (Golden Globes) ödülleri

2011 yılı Golden Globe (Altın Küre) film ödülleri sahiplerini buldu. Oscar'ların habercisi olarak sayılan ve sinema dünyasının en büyük ödülü Oscar'ları kazanacaklara ilk işareti sağlayan 2011 Altın Küre film ve televizyon ödülleri Los Angeles'da dağıtıldı. 2011 Altın Küre ödüllerini kazananların isimleri aşağıda.

Başta Holywood olmak üzere sinema dünyasının uluslararası starlarını bir araya getiren 2011 Altün Küre (Golden Globe) ödüllerinin kırmızı halı girişinde yok yok. Ödül töreni varışlarının en sürpriz ismi, bir süre önce kanser teşhisiyle hastaneye yatan ve durumunun kötü olduğu bildirilen Michael Douglas'ın eşi Catherine Zeta Jones ile birlikte gelmesi oldu. Diğer yandan Cameron Diaz'dan, Jennifer Lopez'e, Nicole Kidman'dan, Johny Depp'e, Angelina Jolie ve Brad Pitt'e kadar herkes oradaydı.

Hollywood Yabancı Basın Derneği tarafından düzenlenen Altın Küre ödülleri ayrıca yılın ilk film ve televizyon ödülleri. Bunun ardından çeşitli ödül törenleri önümüzdeki aylarda bir bir yer alacak. 2011 Golden Globes ödülleri için en fazla dalda aday gösterilen film İngiliz filmi "King's Speech" olurken, Facebook'un kuruluşunu konu alan "Social Network" filmi ile bir boksörün hayatını anlatan "Fighter" filmi altı dalda aday bulunuyor. 2010 Golden Globes (Altın Küre) ödüllerinin sahiplerini hatırlamak için aşağıdaki bağlantıya tıklayınız.

2011 Altın Küre ödüllerinin kazananlardan bazıları şöyle:

En iyi erkek oyuncu (Drama): Colin Firth (King's Speech)
En iyi kadın oyuncu (Drama): Natalie Portman (Black Swan)
En iyi erkek oyuncu (Komedi veya müzikal): Paul Giamatti (Barney's Version)
En iyi kadın oyuncu (Komedi veya müzikal): Anette Bening (The Kids are All Right)
En iyi film (Komedi veya müzikal): The Kids Are All Right
En iyi film (Drama): Social Network
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Christian Bale (Fighter)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Melissa Leo (Fighter)
En iyi yönetmen: David Fincher (Social Network)
En iyi senaryo: Social Network (Sosyal Ağ)
En iyi animasyon filmi: Toy Story 3 (Oyuncak Hikayesi 3)
En iyi film şarkısı: "You Haven't Seen The Last of Me" (Burlesque)
En iyi film müziği: Trent Reznor ve Atticus Ross (Social Network)
Yabancı dilde en iyi film: "In a Better World" (Danimarka)
Bir TV mini dizisi ya da filminde en iyi erkek oyuncu: Al Pacino (You Don't Know Jack)
Bir TV mini dizisi ya da filminde en iyi kadın oyuncu: Claire Danes (Temple Grandin)
Bir TV dizisinde en iyi kadın oyuncu (drama): Katey Sagal (Sons of Anarchy)
Bir TV dizisinde en iyi erkek oyuncu (komedi veya müzikal): Jim Parsons (The Big Bang Theory)
Bir TV dizisinde en iyi kadın oyuncu (komedi veya müzikal): Laura Linney (Big C)
Bir TV dizi, mini dizi ya filminde en iyi yardımcı kadın oyuncu: Jane Lynch (Glee)

2010 Altın Küre (Golden Globes) ödülleri

2011 yılı Golden Globe (Altın Küre) film ödülleri sahiplerini buldu. Oscar'ların habercisi olarak sayılan ve sinema dünyasının en büyük ödülü Oscar'ları kazanacaklara ilk işareti sağlayan 2011 Altın Küre film ve televizyon ödülleri Los Angeles'da dağıtıldı. 2011 Altın Küre ödüllerini kazananların isimleri aşağıda.

Başta Holywood olmak üzere sinema dünyasının uluslararası starlarını bir araya getiren 2011 Altün Küre (Golden Globe) ödüllerinin kırmızı halı girişinde yok yok. Ödül töreni varışlarının en sürpriz ismi, bir süre önce kanser teşhisiyle hastaneye yatan ve durumunun kötü olduğu bildirilen Michael Douglas'ın eşi Catherine Zeta Jones ile birlikte gelmesi oldu. Diğer yandan Cameron Diaz'dan, Jennifer Lopez'e, Nicole Kidman'dan, Johny Depp'e, Angelina Jolie ve Brad Pitt'e kadar herkes oradaydı.

Hollywood Yabancı Basın Derneği tarafından düzenlenen Altın Küre ödülleri ayrıca yılın ilk film ve televizyon ödülleri. Bunun ardından çeşitli ödül törenleri önümüzdeki aylarda bir bir yer alacak. 2011 Golden Globes ödülleri için en fazla dalda aday gösterilen film İngiliz filmi "King's Speech" olurken, Facebook'un kuruluşunu konu alan "Social Network" filmi ile bir boksörün hayatını anlatan "Fighter" filmi altı dalda aday bulunuyor. 2010 Golden Globes (Altın Küre) ödüllerinin sahiplerini hatırlamak için aşağıdaki bağlantıya tıklayınız.

2011 Altın Küre ödüllerinin kazananlardan bazıları şöyle:

En iyi erkek oyuncu (Drama): Colin Firth (King's Speech)
En iyi kadın oyuncu (Drama): Natalie Portman (Black Swan)
En iyi erkek oyuncu (Komedi veya müzikal): Paul Giamatti (Barney's Version)
En iyi kadın oyuncu (Komedi veya müzikal): Anette Bening (The Kids are All Right)
En iyi film (Komedi veya müzikal): The Kids Are All Right
En iyi film (Drama): Social Network
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Christian Bale (Fighter)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Melissa Leo (Fighter)
En iyi yönetmen: David Fincher (Social Network)
En iyi senaryo: Social Network (Sosyal Ağ)
En iyi animasyon filmi: Toy Story 3 (Oyuncak Hikayesi 3)
En iyi film şarkısı: "You Haven't Seen The Last of Me" (Burlesque)
En iyi film müziği: Trent Reznor ve Atticus Ross (Social Network)
Yabancı dilde en iyi film: "In a Better World" (Danimarka)
Bir TV mini dizisi ya da filminde en iyi erkek oyuncu: Al Pacino (You Don't Know Jack)
Bir TV mini dizisi ya da filminde en iyi kadın oyuncu: Claire Danes (Temple Grandin)
Bir TV dizisinde en iyi kadın oyuncu (drama): Katey Sagal (Sons of Anarchy)
Bir TV dizisinde en iyi erkek oyuncu (komedi veya müzikal): Jim Parsons (The Big Bang Theory)
Bir TV dizisinde en iyi kadın oyuncu (komedi veya müzikal): Laura Linney (Big C)
Bir TV dizi, mini dizi ya filminde en iyi yardımcı kadın oyuncu: Jane Lynch (Glee)


Kişisel Görüş :

Oscar'ın habercisi olarak bildiğin Altın Küre ödüllerini Amerika ile aramızdaki saat farkı sebebi ile son kısımlarını izleme şansının buldum nitekim ilk en iyi televizyon dizisi olarak Walking Dead aday gösterildimi bile bilmiyorum ancak Boardwalk Empire'da hiç izlemediğim için herhangi bir yorum yapmıyorum. Social Network'un süpriz yaptığı gecede Best Score For Motion Picture'da Hans Zimmer'in kazanmasını bekliyordum Inception'u Inception yapan sadece kurgusu değil müzikleriydide ancak Trent Reznov'da Social Network müzikleri ile yabana atılacak değil, Johnny Depp her zaman olduğu gibi tek dalda 2 adaylığa sahipti her sene alışagelmiş olarak kesin bir heykelcik evine götürecek diyorduk ama ne The Tourist ne de Alice in Wonderland ödül alamadı Johnny'de geceden eli boş dönenlerdi, ne Tourist'i ne Fighter'i izlemediğim için Christian Bale ve Tourist hakkında yorum yapmıyorum ancak gecenin en acı yanı Oscar'dada aynı sürprizden karşılaşmaktan korktuğum olay olan Best Director'un David Fincher'a gitmesi ayrıca Best Motion Picture'in ise Social Network'a verilmesi oldu Inception adeta göz göre göre harcandı, hayır David Fincher'a zamanında The Game, Fight Club ile ödül vermeyen zihniyet, Inception ile uzaktan yakında alakası olmayan hatta kıyaslanamayacak bir film olan Social Network'a tercih etti, bir tarafta muhteşem bir yaratıcılık vardı diğer tarafta herkesin bildiği facebook sitesinin bir filmi Inception'u izleyenler zaten ne demek istediğimi anlayabiliyordur umarım aynı sonuç Oscar'da çıkmaz.


Summer : A Short Film



1976. A time of love, youth, and spinning skate wheels. The last night of summer brings new highs and lows at this thriving skating rink. Cal and Stan are lifelong friends, ready to begin their freshman year of college. Increasing tension between rink owners Roy and April has brought their marriage into question. Bound for junior high school, Cameron and Bender are on a quest to find something that they do not understand: love. Behind the skate rental counter, the dreams of rink employee Biff have drawn to a stand still, with no end in sight. For each of these people, their futures are uncertain and their relationships with family, friends, and significant others are hanging in the balance. This is the story of love in its seasons, and how moments in life fade away in the blink of an eye.

With a crew of award winning film students at Biola University, 'Summer' (which could be described as 'American Graffiti' meets 'Crash') began filming in October after raising our first budget goal of $7,500. Now 'Summer' is preparing to wrap up filming this February, but first we have to finish raising the budget and bring in the remaining $2,500.

Our budget can be broken down into four main areas.
1.) Gas. The cast and crew have to commute each day to Cal Skate in Grand Terrace, CA to be able to shoot on location.
2.) Production Design. To ensure the film stays as authentic as possible to the 1976 time period, a lot of work needs to go in to finding and making genuine ‘70s props.
3.) Food. The only payment made to both the cast and crew is through providing meals for lunch and dinner.
4.) Equipment. To achieve the superior production value we are striving so hard for, we will have to rent some lighting and camera equipment.

We became film students because we love watching movies, and we're guessing you love watching movies too. So now we want to give you a chance to get involved. With every donation, we will personally contact you with updates on the film, including behind the scenes videos and photos from the set. Your support and generosity will make this film possible, and we want to thank you in advance for everything. Every little bit helps! We are so excited to be able to finish this film, and we can't wait to show you!

Thank you for considering supporting us,
Trevor Smith & Rachel van der Merwe
The Producers

http://l8.sphotos.l3.fbcdn.net/hphotos-l3-snc4/hs122.snc4/36479_116644121713133_116643835046495_98868_4711676_n.jpg

Project location: La Mirada, CA

Kendi tarihimizle dalga geçiyoruz


Show Tv'de yayına başlıyan Muhteşem Yüzyıl adlı dizi yayına verildikten sonra hatta yayına verilmeden önce Kanuni Sultan Süleyman zamanını yanlış bir şekilde ve çarpıtıcı bir stille ekranlara aktarılması bir çok tarihçi ve vatandaş tarafından protestolara sebep vermişti. Dizinin ilk bölümün yayınlanmasından sonra protestolar hızını kesmeyerek devam edeceğe benziyor gelin görün ki Show TV'nin bu olaylara ne kadar direneceğini hepimiz merak ediyoruz. Çünkü açıkça belli oluyor ki bu proje için büyük miktarda paralar döküldüğü belli ancak dökülen paralara karşı hem tarihi yanlış şekilde çarpıtmak hemde Kanuni'nin tahta oturduktan sonra 8 milyon cm2 olan toprağı 14 milyon2 ye çıkarma mücadelesini ve ihtişamını senaryoya dökme zahmetinde bile bulunmayarak koca imparatorluğu sadece "harem"e sıkıştırabilmek.

Dizinin tarihle bağlantısız olduğuna ilişkin yapılan hatalardan bazıları:

  • Olaylar 1520′de geçmektedir. Oysa Topkapı Sarayı’na haremin gelmesi 1540′ta başlar. Bu tarihten önce harem, Beyazıt’taki Eski Saray’daydı.
  • Yavuz Sultan Selim’in Rodos seferi için 200 parça kalyon hazırlandığı söyleniyor. Osmanlı’da ilk harp gemisi 1644′te inşa edilmiştir.
  • 16. yüzyılda adına Avrupa denilen müstakil bir coğrafya yoktu. Bu kavram 18. yüzyıldan sonra aydınlanma döneminde ortaya çıktı.
  • Hareme kızlar, seçilerek alınır, ardından çok ciddi bir eğitimden geçirilirdi. Başta örf-âdet olmak üzere İslami ilimler ile kabiliyetlerine göre birer sanatta yetiştirilirlerdi. Dizideki harem halkının davranışlarının, asırlar boyunca süzülerek gelen ’saray terbiyesi ve nezaketi’yle alâkası yok.
  • Harem halkının muhafazasını sağlayan ve dışarıyla ilişkilerine yardımcı olan harem ağaları, binanın dışında kendilerine ayrılan nöbet yerlerinde beklerdi. Harem ağaları da aynı terbiye ile yetiştirilirdi.
  • Dizideki oryantal oyunlar ve müzik, Osmanlı eğlence anlayışı ve musikisini yansıtmıyor.
  • Babasının cenazesi ortadayken bir padişahın eğlence düzenlemesi inandırıcı değil.
  • Kostümler Osmanlı’dan çok İngiliz dizisi Tudors’tan alıntı gibi…
  • Osmanlı geleneğinde padişahın huzuruna baş açık çıkılmazdı.


All week here in California—on a relaxing holiday break—I’ve been catching up on some of the best movies of this past year.

Lounging in front of a big screen TV with my family, I’ve watched countless DVD screeners, catching some films for the first time (“I Am Love,” “The American,” “Conviction”), while re-watching others (“The Social Network,” “Greenberg,” “127 Hours,” “Rabbit Hole,” “Black Swan,” “Babies,” “The Kids Are Alright”). Over the past few weeks I’ve submitted a number of Top 10 lists, voting in polls from Film Comment Magazine (results), indieWIRE (ballot), and the Village Voice/LA Weekly (ballot). Now, survey season concludes with the indieWIRE list of staff and contributor Top 10 lists (my full roster below).

PHOTO: A scene from “Blue Valentine,” opening in theaters this week.

Lixin Fan’s “Last Train Home,” my top film of 2010, is a documentary that I saw for the first time back in November of ‘09. Reporting from IDFA—the leading doc fest in The Netherlands—I was blown away by the movie when I saw it in Amsterdam. A few months later, at the San Francisco International Film Festival, I was on a jury that gave Lixin Fan a prize for his film.

Most of the other films on my top ten were movies I caught at film festivals over the past 18 months or so, at Sundance (“Blue Valentine,” “The Oath”), Cannes (“Fish Tank,” “A Prophet”), Telluride (“Black Swan”), or New York (“Wild Grass,” “Sweetgrass”). While “True Grit” and “Somewhere,” which I watched in just the past couple of weeks, made such an impression that they quickly moved to the top of my personal roster. I’ll surely watch them again and, as with any annual list, am curious to see how films fare over time. So, I’ve picked a top ten, chosen ten more runners-up and then picked five films that just didn’t rank for me, but are worth watching to gain a wider snapshot of film in 2010. Not included anywhere are a few films that I still haven’t seen, but that are at the top of my list to watch soon: “Boxing Gym,” “The Ghost Writer,” “White Material,” “Mother,” “NY Export: Opus Jazz,” “Secret Sunshine.”

Note: This list was chosen from the long roster of films released theatrically for one-week in New York City. Choosing a top ten based on such criteria is a long tradition that will likely have to change some time. In fact, in 2011 it may finally be time to abandon the theatrical hurdle that defines distribution. More and more films reach substantial audiences via film festivals and digital platforms, stirring a dialogue and finding followers via alternative means. At the vey least, it would probably make sense to keep an annual list of films available commercially (in theaters, online or via various forms of VOD) to use as a foundation for creating “Best Of” lists in the future.

The Ten Best Films of 2010:

1) “Last Train Home”
2) “Blue Valentine”
3) “Somewhere”
4) “Black Swan”
5) “The Oath”
6) “True Grit”
7) “Fish Tank”
8) “Sweetgrass”
9) “Wild Grass”
10) “A Prophet”

Ten More That Mattered to Me:

“Greenberg”
“Enter the Void”
“Trash Humpers”
“Another Year”
“Etienne!”
“Ne Change Rien”
“Carlos”
“Shutter Island”
“Father of My Children”
“Rabbit Hole”

plus five that don’t rank but are at least worth talking about:

“The Social Network”
“Exit Through The Gift Shop”
“Catfish”
“Inception”
“127 Hours”

Maybe the subject of the film is so simple but the shooting style and using of camera is remarkable so this even can be the only reason to watch the short.
top